|
Bir sevda türküsüdür. İlçenin
Öte Geçe mevkiinde çok eskiden askerler(müfreze) otururmuş. Askerlerin içinden
birisi ilçeden bir kıza sevdalanır. Rivayete göre kız da askere sevdalanır.
Fakat asker evlidir. Kız bunu duyunca sevdasından vazgeçer. Bunun üzerine şu
türkü söylenir ;
Öte Geçenin buludu
Beri geçeyi bürüdü
Kız memelerinin kilidi
Anahtar bendedir bende.
Askerin bu dörtlüğüne kız şu cevabı verir;
Oy yandan yandan
Severim seni candan
Seversen güzeli sev
Çekme çirkin kahrını
Çekme çirkin nazını
Asker ise şöyle devam eder;
Öte Geçe'ye geçemem
Atlara yonca biçemem
Sen benden geçtin ama
Ben senden geçemem.
Yine kız şu cevabı verir
Oy yandan yandan
Severim seni candan
İki can bir sevilmez
Ya ondan geç ya benden
Bu şiirlere bir örnekte zamanı
ile ilçeyi terk ederek Çorum İline yerleşen Şeyhi Şirani'nin (Hacı Mustafa
Efendi) 16 mısralık şiirinden bir kısmı
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Yeter
artık bu hasretlik
Aşk ile olan halvetim
Sana gelmektir niyetim
Daha dönmem ben Şeyran'e
Kabul eyle ümmetini
Alsın pirinden himmetini
Ver bakayım cennetini
Daha dönmem ben Şeyran'e
Erdim Şefaat karına
Kabul edip ol yanına
Misafirim Osman'ına
Daha dönmem ben Şeyran'e
Yüzüm sürdüm eşiğine
Sen sahip ol aşığına
İlticam var böyle sana
Daha dönmem ben Şeyran'e
Fani
dünyada daraldım
Hasretin ile bunaldım
İlticayı sana kıldım
Daha dönmem ben Şeyran'e
Burada
tamam olsun ömrüm
Vuslat olsun hem bu günüm
Sultanıma gider gönlüm
Daha dönmem ben Şeyran'e
Rusya'ya çalışmaya giden bir
kişi Giresun üzerinden ilçeye gelirken yolu eşkıyalar tarafından kesilerek
parası alınır ve öldürülür. Bunun üzerine türkü söylenir;
Sör Rusya'da ömrün söküldü
Şu Şiran'a geldim belim büküldü
Kalur'un önünde kanım döküldü
Aman arkadaşlar beni dolaştırın
Perişanım çocuklarıma ulaştırın
Ben de Tamara'da tutuldum derde
Kırıldı kanadım kaldım bu yerde
Gözümün önüne çekildi perde
Aman arkadaşlar beni dolaştırın
Perişanım çocuklarıma ulaştırın
Ben de Babacan'a gizlice düştüm
Bu derdin elinden sarardım geçtim
Ecel şerbetini yollarda içtim
Aman arkadaşlar beni dolaştırın
Perişanım çocuklarıma ulaştırın
Yıllar önce ilçede iki genç
evlenir. Evlendikten bir kaç ay sonra delikanlı gurbet yoluna düşer, gurbet
elinde bir iftiraya uğrar düşer hapishaneye. Yıllarca yattıktan sonra saçı
sakalı ağarmış olarak çıkar hapishaneden tutar köyünün yolunu. Ama aklından
yamuklusu çıkmaz o erin. Acep yamuklusu duruyor mu yoksa başka birisi ile mi
evlendi? Köy yoluna koyulur varınca köye yamuklusunun koynunda bir delikanlı
yatıyor. Ne bilsin kendi oğlu olduğunu. Bari der karnımı doyurayım da yine çekip gidem gurbet ellere ve şu türküyü söylemeye başlar.
Aşağıdan gelir tatar
Kamçısını atar tutar
Garip olan nerede yatar
Kondur beni allı gelin
GELİN
Aşağıdan gelir tatar
Kamçısını atar tutar
Garip olan handa yatar
Konduramam yiğit seni
YOLCU
Sabah oldu tandır gelin
Kalk ataşı yandır gelin
Koynunda yatan yiğit
Senin neyindir gelin
GELİN
Sabah oldu tandırmışım
Ben ataşı yandırmışım
Koynumda yatan yiğidi
Ben memeden emzirmişim
Bu ağıt Çamlıca Köyünden derlenmiştir.
Çamlıca Köyü'nde iki genç nişanlanır, daha sonra genç askere gider, geride
bıraktığı nişanlısı su almak için bir kış günü gecenin soğuğunda köyün dışındaki
su kaynağına gider. Fakat kurtlar gelini yakalar ve gelini yerler. Gelinden
geriye sadece testinin boğazına sıkı sıkı sarılmış bir kınalı el bulunur. Bunun
üzerine şu ağıt yakılır;
Canavarlar ormanlıktan aşıyor
Gelinin testisi dolmuş taşıyor
Bu nasıl kader Allah'ım aklım şaşıyor
Yedi canavarlar allı gelini
Yedi de bir tek koydu elini
Kaynatası der ki gelin gelmedi
Kaynanası der ki daha testisi dolmadı
Tomurcuk olup gül vermedi
Yedi canavarlar allı gelini
Yedi de bir tek koydu elini
Çıkayım dağlara da dağlar daldadır
Başım yastık da gözüm yoldadır
Kimse bilmez gönlüm ne haldedir
Yedi canavarlar allı gelini
Yedi de bir tek koydu elini
Başına dağlar yıkılsın başına
Beni kınayanların gelsin başına
Zehir katılsın ekmeğine aşına
Yedi canavarlar allı gelini
Yedi de bir tek koydu elini
Kutuda kara biber oy
oy
Küsmüş gurbete gider oy oy
Küsmesin gam yemem oy oy
Sılasını terk eder oy oy
Yük içinde bulgurum oy oy
Ela göze vurgunum oy oy
Bana eller sarılsın oy oy
Ben bir zalime vurgunum oy oy
Teşti suya daldırdım oy oy
Doldu diye kaldırdım oy oy
Ben o yarin aklına oy oy
Su yolunda kandırdım oy oy
Karşıdan kara kazan oy oy
Kazancı beni kazan oy oy
Babam sana kız vermez oy oy
Git para kazan oy oy
Sonu sana gelmez
eyu.
Bozuk çıkar dostun soyu
Vişne iken kiraz olur.
Dostunu bul bana göster
Dostun seni çokça sever
Her gün senden yemek ister
Revan yolun şiraz olur.
Eğer ister isen mihnet
Çekeyim der isen zahmet
Dostlarına eyle hürmet
Yoksa adın yobaz olur.
Yaptığını önce düşün
Fikrinle eyle bütün
Düşünmezsen güçtür işin
Elindeki kırık saz olur.
Okudum harfini buldum
Hakka giden yolu sordum
Öğrenip ustası oldum
Böyle usta az olur
Mustafa TUĞ
Seydibaba etrafında derlenmiş
olan bu hikayenin rivayetine göre çok eski zamanlarda bir delikanlı çobanlık
yapmaktadır. Çoban amcasının kızı Sedefler nişanlanır. Her gün alır
sürüsünü alır kavalını başlar sevgisini Sedefe anlatmaya.... Günlerden bir gün
haramiler çobanı yakalar köpeğini öldürürler. Çobanı da öldüreceklerdir. Çoban
haramilerden son bir istekte bulunur. Kavalımı çalıyım sonra öldürün beni
öldürün der. İzin verirler alır kavalını nişanlısına seslenmeye başlar. Şöyle
seslenir;
Emim kızı Sedef
Sedef
Sizden oldu bize meded
Haramiler bizi bastı
Kara köpek kanlar kustu
Sizden olsun bize meded
Sedef kavalın sesini duyunca
nişanlısının başına gelenleri anlar ve köylüye haber verir. Nişanlısını
kurtarırlar.
Batağa taş atma
batarda gider
Irağa kız verme yiterde gider
Getirin kınasını ağlasın anasını
Anamı anamı benim anamı
Çarşamba günü yakın kınamı
Bir dal reyhanım, bir dal biberim
Akşam misafirim, sabah giderim
Anamı anamı benim anamı
Çarşamba günü yakın kınamı
Çarşafım iki kattan
İn kız düşersin attan
Alır giderim seni
Korkarım hükümetten
Hükümet ne diyecek
Beş on para yiyecek
Enişte paparamız
Ayrı gezer aramız
Arttı gitti artık
Yürekteki yaramız
Ormandadır babası
Elindedir yabası
Kızı deli olanda
Ne halt etsin babası
Doğu Karadeniz Bölgesinde
Tasavvuf şiirlerine az rastlandığı halde bu tür şiirlere ilçemiz çevresinde
sıkça rastlamaktayız.
Ayrıldığım günden beru, şeyda gönül kan ağlıyor,
Duydum içimde bir seda, Baktım coşan can ağlıyor.
Bir derbeder olmuş gönül, Mecnun gibi Leyla arar,
Bezmi ezel ahengini andıkça yaran ağlıyor.
Firkat gözü görmez ider, Vuslat açar kör gözleri
Yusuf için kan ağlayan, Yakup Kenan ağlıyor.
Şeyda gönül bir sen misin vuslat için ah eyleyen,
Makberde ruhu inleyen binlerce kurban ağlıyor.
Tahrik ider aşkın eli, baran olur göz yaşları,
Bir cezbe-i rahman ile manada hayvan ağlıyor.
Gafil değil yad eyliyor Mevla'sını Hep masi-va,
Hayvan değil camid bile ol hüsne hayran ağlıyor.
Mevla'sının haletidir med ve cezr alemleri,
Yandan yana raksan olan deryayı umman ağlıyor.
Ahmed nedir ahın senin, bir dilbere aşık mısın,
Canlar yakan feryadını duymuşta ŞİRAN ağlıyor.
Ahmed Şirani
|