|
Ülkemizin her köşesinde olduğu gibi
ilçemizde de asker uğurlama büyük bir coşku ve tatlı bir hüzün ile olmaktadır.
Asker olacak genç 1 hafta önceden başlayarak bütün yakınlarını ziyaret ederek
askere gideceği günü yakınlarına söyler. Askerin gideceği gün tüm akraba ve
yakınlar asker evi eşrafında toplanırlar. Bayraklarla şehir içinde davul zurna
ile konvoy oluşturarak bir bakıma elveda turu atarlar. Evde erkekler askerlikle
ilgili nasihatte bulunurlar. Birazda askerliklerinden bahsederler. Askerin anne
ve varsa kız kardeşleri ise hüzünlü bir şekilde askerin eşyalarını toplarlar.
Tabi asker olacak kişi de belli etmese de ailesinden uzun boylu bir ayrılığın
hüznünü içine saklar. Asker yolculuğa başlamadan önce yakınlar tarafından
harçlıklarını ve güzel dualarını alarak yolculuğa gönderilir. Şu güzel şeyi de
eklemek isterim ki; asker otobüse binince baba asker gidince ağlamaya başlar ,
zaten ana yüreği bunları hiç beklemez anne asker gitmeden ağlar. Askere gidecek
ve askerde bulunan tüm delikanlı askerlere Allah'tan hayırlı teskereler
dilerim.
Cenaze törenleri İslam kurallara göre
yapılmaktadır. Cenaze haberi alındığı zaman herkes bir görev almak
amacı ile cenaze evine koşar. Cenaze sahiplerine teselli olmak isterler. Cenaze
yıkanıp kaldırıldıktan sonra herkes cenaze sahiplerine başsağlığına gider. Bir
hafta süre ile cenaze evine komşu ve yakınlardan yemek götürülür. Bazı köylerde
cenaze kaldırıldığı gün ölenin ruhu için yemek verilir. Köylerimizin genelinde
ise et kemikten ayrılır inancı cenazenin 52. günü yemek verilir. Eskiden cenaze
hemen kaldırılamaz o gece beklerse sabaha kadar cenazenin başında nöbet
tutulurdu. Günümüzde ise genellikle morg kullanılmaktadır. Allah'tan
ölenlerimize rahmet diliyorum.
6 Mayısta yapılan hıdrellez baharın
gelmesiyle kutlanan bir bahar bayramıdır. Hızır ile İlyas'ın buluştukları gün
inancı ile tüm ilçe ve bazı köylerde kutlanan bu bayramda hiç kimse iş yapmaz.
Kırlarda pikniğe gidilir. Gün boyunca eğlenilir. İş yapınca uğursuzluk
getireceğine inanılır. Fakat bu inanışın doğruluğu şuan için pek geçerli
sayılmaz. İşiniz varsa çalışmanızı tavsiye ederim.
Nazar inancı ilçemizde çok yaygın
olmakla beraber bu inancın varlığı da dinimizde belirtilmektedir. Bu
inanışı abartmak dinimizce hoş görülmeyen bir davranıştır. Genellikte
insanlardan daha çok hayvanların nazara geldiğine inanılır. Arıdan ineğe,
insandan arabaya kadar her şeyin nazar alacağına inanılır. Yalnız şunu
söylemeliyim ki malımız için tedbir almayıp malımıza zarar geldiğinde nazardan
zarar geldiğini düşünürüz. Nazarın varlığı doğrudur fakat düşündüğümüz
aptallıktır. Nazarın bir diğer adı da göz değmesidir. Göz değmemesi için
Maşallah denmeli. Birisi seni methettiği zaman kıçın kaşınması gerekirmiş, Muska
yaptırılması ve kurşun döktürülmesi nazarı götürürmüş. Muska hakkında yorum
yapamam ama kıçın kaşınması bana biraz saçma geliyor. Bu yazıyı okuyanlara
MAŞALLAH gözlerinize sağlık diyorum.
Sünnet ve kirvelik günümüzde eskisi
gibi değil sade bir şekilde yapılmaktadır. İlçemizde çok fazla sayıda köy
bulunduğundan dolayı bu geleneklerimiz hala bazı köylerimizde sürmektedir.
Sünnet düğününün yapılacağı gün oğlanın babası bir koç alarak kirvesini düğüne
çağırır. Koçu alan kirve koçun yanına bir koç daha katarak düğüne gelir. Bu
koçlar kesilerek düğüne gelen misafire ikram edilir. Sünnet yapıldıktan sonra
çocuklar iyileşince kirve döşek kaldırmaya gelir. Yine çocuklar kazasız belasız
iyi oldular diye çeşitli hediyelerle kirvelerini ziyaret ederlerdi. Kirveler
arasındaki bağ öyle kuvvetliydi ki kirveler kardeş olduklarından kirve çocukları
birbirleriyle evlenmezlerdi.
Sünnet artık modern olarak hastanelerimizde yapılmaktadır.
Yağmur yağmadığı zaman ilçede
evliyalarla yağmur duasına çıkılırdı. Yağmur duasına çıkmadan önce ilçede
gönüllü olarak para toplanır toplanan para ile bir kurban alınırdı. Kurban
kesilerek suyu ile pilav yapılıp gelenlere ikram edilerek dua yapılırdı. Yağmur
duası ise bilindiği gibi yapılır ve dualar edilirdi.
İlçede yayla göçlere de mazideki yerini
almıştır. Günümüzde hemen hemen yapılmayan yayla göçlerinin ilçemiz kültüründe
önemli bir yeri bulunmaktadır. Geçmişte kışlak, yaylak, mezra ve oba olarak
adlandırılan yer isimleri günümüzde unutulmuş olup ağızlarda anılmaz olmuştur.
Eskiden ilçe halkı peynir ve yağ gibi kışlık yiyeceklerini hazırlamak için
Tarsun ve Çimen Dağları'nda bulunan soğuk sulu serin yaylalara giderlerdi.
Haziranın 15'nden sonra göç hazırlıklarına başlanarak kağnı arabaları ile
yaylanın tozlu yollarına düşülürdü. Her köyün kendine ait bir yaylası vardı.
Ayrıca eskiden gurbet dendiği zaman yayla hayatı akla gelirdi. Yaylalara gidişte
büyük bir sevinçle birlikte sevgiliden ayrılırken bir miktarda hüzün vardı.
Söylenen türküler, yakılan ağıtlar hep bu ayrılıklar üzerine idi. Günümüzde ise
yayla hayatından geriye sadece o güzel ağıtlar kalmıştır.
|