ANA SAYFA SOHBET KANALI ZİYARETÇİ DEFTERİ YEREL SİTELER ŞİRAN E-KART İLETİŞİM
Şiran İlçemiz

Site Tanıtımı

Şiran Tarihi
Coğrafi Yapı

İlçe Köylerimiz

İlçemizden Manzaralar

Şiran'da Turizm

Şiran'da Eğitim

Şiran'da Ulaşım

Sosyo-Kültürel Hayat

Şiran'da Günlük Hayat

Yöresel Türküler

Sizden Gelenler

Gerekli Telefonlar
İnteraktifler

Sohbet Kanalı

Ziyaretçi Defteri
Siteye Resim Gönderin

Webmastere Mesaj

Site İçi Üyelik Sistemi

Yöresel Download

İlanlar ve Duyurular

Reklamlar / Tanıtım

Yerel Site Tanıtımları

Kendinizi Sitemizden Tanıtın

Şiranlı İşyeri Adresleri
Sponsorlarımız

Haberler

G.hane Valilik  Haberleri

Gümüşhane Spor Haberleri

Gümüşhane Haberleri
Şiran Özel Haberleri


SİZDEN GELENLER

Sayfamızda sizlerden gelen şiirler, hikayeler, olaylar, güzel menkıbe ve yazılarda yer almaktadır. Dilediğiniz zaman şiir hikaye ve güzel bir konuda yazı hazırlayıp  mail olarak atarsanız sitemizde yayınlayabiliriz.  E_posta adresimiz webmaster@siranlilar.com

ŞİİRLER, HİKAYELER VE ANILAR

ŞEHİT TUNA KARA'YA AĞIT

Titredim, gözlerime kanlı yaş doldu
Ulaştı kara haberin bana da Tunam
Ne zalim bir acıdır günüm yaŞ oldu
Ağlarım ardından yanarım Tunam

Tuna yaktın bizi diye ağlıyor baban
Uyuduğun yerden duydun mu Tunam
Ne Konaklı susar,ne Kulaca, ne Gorzaf
Ağlar bütün Şiran ardından Tunam

Toprağa şeref veren misafir oldun
Ulaştın Yaradan’a genç yaşta Tunam
Nurla dolsun mekanın ruhun şad olsun
Allah yarin olsun orada Tunam.

21.07.2005
Selim GÜL

ÜSTEĞMEN ZAHİD

Gümüşhane'nin Şiran ilçesinden Çanakkale şehidimiz
20.Piyade Tümeni 62. Alaydan Üsteğmen ZAHİD
Bilirsin her muharebeye giren ölmez.
Fakat eğer ben ölürsem gam yeme.
Beni ve seni yaratan ALLAH bizi  nasıl dünyada
birbirimize nasip ettiyse benden şehitlik rütbesini
esirgemediği taktirde elbet ruhlarımızı da birbirine
kavuşturur.Vatan için şehit olursam bana ne mutlu ...
Ancak sana vasiyetim var : Eşyanın listesi ilişiktedir.
Bunlar sat, ele geçecek paralar danmihri muaccel ve
müeccelini al. Üst tarafı ile bana mevlit okut.
Eğer bunlar sana olan borcumu ödemezse hakkını
helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma...
Ayrıca bu vasiyetnamemi aldığın zaman yüksek sesli
ağlamanıza razı değilim...

_____________Üsteğmen ZAHİD____________

Üsteğmen Zahid'in teskeresinde kırmızı kurdeleye
bağlı birde saç demeti çıkmıştı.Tazecikti ve
minicik bir yavrunun saçından kesildiği anlaşılıyordu.
O yavrunun adı Nadide idi...
Üsteğmen Zahid'in Çanakkale'den Gümüşhane'deki eşi
Hanife hanıma yazdığı mektup Zahid'in parçalanmış vücudu
kadar bu vatan tapusunun mührü olmuştur...
Üsteğmenim, o gece aramızda geçen söz neydi?
Bunu bilemiyorum ama içimden kuvvetle bir ses
"O söz unutulmadı" diyor. Şimdi ne zaman Çanakkale'ye
yolum düşse bütün yarım kalan sevdaların rüzgarı ile
Gümüşhaneli Üsteğmen Zahid ve eşi Hanife Hanım'ın yarım
kalan sevdaların  rüzgarı eser eser geçer yanımdan.
Eyy sevdalara kan sıçratan Çanakkale aramızda geçen
sözü sende unutma...

Üsteğmen Zahid: sen bize mektubunda ağlama diyorsun
ama biz senin mektubunu görünce ağladık hoş gör bizi, biz ağladık.
Ve şimdi Gümüşhaneli Üsteğmen Zahid'in ruhu Şirnak'ta,
Cizre'de, Van'da, Diyarbakır'da yeniden doğup yeniden ölmekte.
O bütün hudutlarımızda, kalbimizde içimizde... Bir gün yolunuz
herhangi bir şehitliğe düşerse Üsteğmen Zahid'in ruhunda
şehit olmuş bütün Mehmetçiklerimizin aziz hatırasına bir
fatiha hediye etmeyi sakın esirgemeyin__( Fatiha )...

www.gumuseller.diyari.com

HOŞCAKAL ŞİRAN'IM

Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
Bütün acılarımı vurup sırtıma
Umutları bırakıp başucuna
Çigdemleri, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
Şiirlerimi sarıp bohçama
Yüreğimin yangınına gidiyorum
Hoşçakal çocuklugum, güzel köyüm hoşçakal,

Gidiyorum
Gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
Yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
İçimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
Sana kalsın bahar çiğdemleri, kırgelincikleri, kelebekler
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.

Gidiyorum
Başimda gam, gözlerimde nem
Bütün hatıraları bırakıp geride
Usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
Şafak sökmeden kimseler görmeden
Gurbet denilen Almanyaya gidiyorum
Sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.
Hoşça kal suyundan çimdigim dere

Kana kana içtiğim göze
Say ki yaşamadım bu yerlerde
Nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
Bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
Bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
Çekip gidiyorum buralardan.

Gidiyorum
Bir bilinmeze doğru
Hem yol, hem yolcu olmaya
Acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum
Bütün yıldızları takıp kanatlarıma

Bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.
Yüreğimin sızılarında büyüttügüm her şiiri bin kez öperek
Ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
Gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
Bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.

Artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
Ne okuyacak bir şiirim
Gözlerimin içindeki iki damla gözyaşi gibi
Bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
Hoşçakal doğduğum toprak, güzel şiranim hoşçakal.

Recai Şahin / ALMANYA

BEDDUA

Uzaktan el edip bana gel deme
Dermansız derdimin çaresi Şiran
Ayrılık tahtını kurmuş sineme
Sinemin kanayan yaresi Şiran

Bu yılda baharı bensiz yaşarsan
Dağından karların kalkmasın Şiran
Nisana aldanıp bensiz coşarsan
Suların kurusun akmasın Şiran

Ben sana dönmeden bülbülün ötse
Baykuşa virane olasın Şiran
Kekre Deresinde menevşe bitse
Lalesiz, sümbülsüz kalasın Şiran

Gurbeti bizlere sıla edersen
Bir gün sende gurbet olasın Şiran
Balaban dağına bensiz gidersen
Artebel gölüne dolasın Şiran

Çobanın sürüyü bensiz heylerse
Kavalın sesinde yanasın Şiran
Yaylalar toy kurup şenlik eylerse
Haziran ayında donasın Şiran

Sanma ki ben sana beddua ettim
Senede bir hafta gördüğüm Şiran
Bazen sabır ettim, bazen kahrettim
Düşlerime desen ördüğüm Şiran


Muammer KURT
 

VATANIM

Bizler Fatih'in, Yavuzun torunları
Üç kıtanın hakimi, sahibi değil miyiz
Dünyaya boyun eğdiren
İmanlı Türk Milleti değil miyiz

Sen ki doğup büyüdüğüm toprak
Canım kanım Anadolu'm
Sen ki uğruna canımı veririm
Benim şanlı Anadolu'm

Bu topraklar benim namusum olmuş
Bu topraklar benim cananım olmuş
Atalarımdan bana yadigar kalmış
Şehit kanıyla sulanmış vatanımdır Türkiye'm

Timur ŞAHİN
 

EFSUNLU BULUT

" Süzülüp ŞİRAN'A
Giden Buluta "

En yüce dağları mekan mı tuttun ?
Enginlerde arzun yok mudur senin ?
Turnaları görüp bizi unuttun
Uğrayacak yerin çok mudur senin ?

Bu kadar duyguyu niçin yüklendin ?
Kimler ortak olur yüküne senin ?
Terk edip gurbeti nere gidersin ?
Kervan mı katılır göçüne senin ?

Tepemde dolaşıp umut bağlama.
Naçarım gelemem peşine senin.
Sılama uğrarsan bensiz ağlama.
Başkada karışmam işine senin.

Damla damla dökül NORŞON dağına
Karagöller olsun sırdaşın senin.
Elveda denirse gençlik çağına.
Benim ahuzarım gardaşın senin.

ŞİRAN'IN üstünde kılarsan karar.
Çamlar tarak olur saçına senin.
Sanma ki bu yaşlar hep senden akar.
Göz yaşım karışır yaşına senin.

 

YEŞİLBÜK'ÜM

Baharda menevşe gülün açınca
Tütersin burnumda sen Yeşilbük'üm
Yaz ayında seher yelin esince
Cana can katarsın sen Yeşilbük'üm

Yaylası var Fındık belinde
Güzelliği bütün dostlar dilinde
Ayrı koku var çiçeğinde gülünde
Özledim kokunu gül Yeşilbük'üm

Yaz gelince Çirmiş Boğazı şenlenir
Bağı bahçesi çapa ile bellenir
Mevsimi gelince dereleri sellenir
Görmezsem gözlerim sel Yeşilbük'üm

Ara doruğundan hapene çıkınca
Dönüp geriye sana bakınca
Gurbet elde hasretinle yanınca
Ağıtlar yakar dil Yeşilbük'üm

Akbunlusu var hem de kara taşı
Ne zaman kurulmuş bilinmez yaşı
Mahirdir hanımı, tatlıdır aşı
Özledim sofranı bil Yeşilbük'üm

Ormanları sıra sıra dizilir
Koyunları siyah beyaz kuzulu
Gurbetlerde ciğerlerim sızılı
Geleğimde gözlerimi sil Yeşilbük'üm

Kömüş pınarında aşılır kokmuşa
Rastlamadım Yeşilbük'ünden bıkmışa
Sakın darılma senden çıkmışa
Çağırda bağrına al Yeşilbük'üm

Yelliburundan Akpınar'a varılır
Demezsem derin dereyi bana darılır
Çam aluğu kömelere sarılır
Dertlerimize derman bul Yeşilbük'üm

Yeşilbük'tür kasabamın adı
Misafiri boldur severler yadı
Dudağımda dilimde eksilmez tadı
Arısı yok ama bal Yeşilbük'üm

Dürüsttür insanı bilmez ki hile
Yokluk attı gurbete ilden ile
Ziya Yılmaz bunları getirdi dile
Dilerim eski halinde kal Yeşilbük'üm

 

ZİYA DOĞAN
Eski Yeşilbük Belediye Başkanı

ŞEKER DAYI

 

Anlatmak kolay mı mısralarla

Sıla hasretini Şeker Dayı?
Anlatamam, anlatmak zor.
Sen hasreti bayram sabahı
Buğulu gözlerime sor...
 
Buğulu gözlere güneş
Çilhoroz'dan doğmalı
Fındıklıbel'den batmalı.
Şeker Dayı'nın harmanında
Yıldızları yorgan yapıp
Ay ışığında yatmalı...
 
Uykudan uyandırır
Şeker Dayı'nın öküz arabası.
Mazusuna bakmış,
Dişlerini çakmış,
Cıgarasını yakmış
Hedef arpa tarlasıdır...
 
Şeker Dayı,Şeker Dayı
Beni de götür arpa tarlasına,
Orak da biçerim,
Tırpan da.
Benide emeğim olsun
Bereketli arpanda...
 
Çok şey istemem senden;
Biraz haşıl,
Biraz döğmeç,
Biraz da kete...
Göğnümü sorarsan eğer,
Sironu değişmem ete...
 
Gülme Şeker Dayı, gülme halime
Yıllardır tatmadım
Peşgidanı, ğavutu,
Sütlü herleyi.
Ve yıllardır görmedim
Ne cegerdi
Ne hozan tarlayı...
 
Eşkihamur güvecini,
Turşu küpünü, ahdaracı,
Ve hatta
Gügümü göresidim.
Sözün özü Şeker Dayı:
Ben köyümü göresidim...
 
Ey Şiran, ey Şiran
Duy sesimi.
Hasretim davuldan, zurnadan taşar.
Senden uzakta binlerce yürek
Gurbette, gurbette sılayı yaşar...
 

BABAANNEDEN MEKTUP

 
Ot bağladı üstümüz evlat,
Ot bağladı
Karış karış.
Bu, babaannenden
Son feryat, son yakarış...
 
Yalnız diriler ağlamaz çocuğum,
Feryat, yalnız dirilere has değil...
Benim de feryadım var
Yeter ki hisset,
Yeker ki anla.
Baykuşlar diyarında bekçiyim ben
Büyük babanla...
 
Yıllardır okşanmadı mezar taşım
Pamuk ellerce.
Yıllardır bir çift el başucumda
Semaya açılmadı.
Ve dudaklardan ruhuma
Fatihalar, İhlaslar
Yıllardır saçılmadı...
 
Gel.
Ne olur, çık gel.
Pöske mi, Zigana mı
Sana engel olan ne?
Gel de çık mezarlık duvarına
Ve bağır:
Babaanne, babaanne...
 
Kuşlar tünek yaptı evlat
Nallama çatallarını,
Boyundurukları,
Sabanları.
Çoban mor koyunu değil,
Mor koyun arar oldu
Çobanları...
 
Mereklerde hapis şimdi
Anadutlar, dirgenler,
Köstüre taşları.
Arustağa asılı kalmış
Mengürler, samılar
Ganduruf kayışları...
 
Akdaracım,oklavam
Ambar evinde
Ambara yaslı.
Terekte tencerem bakırlı,
Teknede eğişim paslı...
 
Örümcekler kement atmış
Turşu küpünden
Eşki hamur güvecine.
Ve esir almış
Fareler külekleri,
Güveler elekleri...
 
Kırın sizi gurbete bağlayan
Prangaları.
Gelip sılanızı görün.
Yıllardır tütmeyen
Ocakları tüttürün...
 
Hadi gelin,
Bu bahar ve her bahar gelin.
Sılada demet demet,
Deste deste çiçeklerim
Sizlere sunmak için
Bu bahar ve her bahar beklerim...
 
Mustafa BAKİ - Ankara

 

Not: Aşağıdaki şiiri, şu an İstanbul Silivride Trafik Polis Memuru olarak görev yapan kuzenim Cemal Yılmaz'ın bana yazıp göndermiş olduğu bir şiirine cevap olarak yazmıştım...

 

GELİRDİM CEMAL

Eyreklerde medekleri yaymakta olsan
Osman dayı gilin kuyuya girsen
O sırada yanına ben gelsem
Sana da yüzmeği öğretsem Cemal


Eğri tarla kırik buğday ekilse
Kızarmış başaklar biçilecekse
Taşa vursan tırpanı ağzı körelse
Gelsem de birlikte biçsek ah Cemal


Kurun derelerine mısır ekseler
Ninemi başına bekçi dikseler
Nihat ile Cusup hırsızlığa çıksalar
Gelirdim birlikte çalardık Cemal


Enceliyi şeker pancarı ekseler
Kadı ile Mesut çapa etseler
Kesük ile Keş suyun verseler
Gelsem ah beraber söksek be Cemal

Soğuk Pınarlarda hopallar ötse
Bağrıkaralar kırda uçuşsa
Özlemli yürekler odla tutuşsa
Gelsem de seninle avlansak Cemal

Sararmışsa zümrüt yeşili çamları kara tepenin
Efkara bürünmüşse kutsal şehitleri
Açmıyorsa ben gideli yaban gülleri

Gelebilsem açsalar gayri Cemal

Hüsrev Özel Almanya 17.7.1988

Was man nicht vergisst, hat man nie verloren (Vazgeçmeyince insan, hiç yitirmiş sayılmaz)
 

GÜZEL KÖYÜM

Dereler gürülder bağrından akar
Yayla çiçeklerin misk gibi kokar
Şenliğin herkesi neşeye sokar
Birliği dirliği bol güzel köyüm

Bahçeli’dir senin o güzel adın
Beraber çalışır erkek ve kadın
Topluca yapılır ormandan odun
Kesilir kuruyan dal güzel köyüm

Bayramlarda küskünlerin barışır
Çoluk çocuk birbiriyle yarışır
Genç ihtiyar birbirine karışır
Şekeri şerbeti bal güzel köyüm

İlkbahar gelince çiçekler açar
Orak vakti herkes ekini biçer
Kupkuru toprağın bereket saçar
Bayırı yamacı yol güzel köyüm

Yazın gündüz sıcak geceler serin
Cennetten bir köşe sanki her yerin
Ayrılığın acı hasretin derin
Seviyoruz seni bil güzel köyüm

Bahçelerde yetiştirilir mısır
Mısır yaprağından yapılır hasır
Özellikle Muammer ile Husir
Müşteriye satar mal güzel köyüm

Nasır tutmuş rençperlerin elleri
Tozlu topraklıdır uzun yolları
Eser sabahları seher yelleri
Kokar buram buram gül güzel köyüm

Güz gelince kaynar hedik kazanı
Lale sümbül toplar kızı kızanı
İmam idris okur her gün ezanı
Divana yönelir kul güzel köyüm

Ekinler biçilir yapılır hasat
Kesmeyen tırpana vurulur masat
Patoz vurmak için kollanır fırsat
Savurur samanı yel güzel köyüm

Kışın köy odası dolup taşıyor
İnsanlar birbiriyle kaynaşıyor
Senin için karlı dağlar aşıyor
Atın ayağında nal güzel köyüm

Ramazan gelince bacalar tüter
İftar yaklaşınca tüm işler biter
Hacı Mehmet camiyi mekân tutar
Sorulur herkese hal güzel köyüm

Traktörler araçların kralı
Lordum Erol Hacı Devrüş sıralı
Dayanışma derneğini kuralı
Oldun damla damla göl güzel köyüm

Şenliğine herkes gelsin cem olsun
Davulu zurnayı çalsın dem olsun
Kurtlara kuşlara varsın yem olsun
Sana uzatılan dil güzel köyüm

Yazan: Vehbi CANSIZ
Yeşilbük Beldesi Yukarı Camii
İmam-Hatib
 

BABAMA


İkindi vaktinde ezan okurken
Haber geldi, “baban rahatsızlanmış.”
Babam içten içe sancı çekerken
Başucunda garip anam sızlanmış

Ezan bitti namaz kıldıramadım
Cemaate bunu bildiremedim
Düştüğünde tutup kaldıramadım
Üstün başın, elin yüzün, tozlanmış

Hastaneye geldim çok idi sancın
Duyunca üzüldü kardeşin, bacın
Bütün sevenlerin senin duacın
İnanırız; yüce Allah bizlenmiş

Ağrın çoğalınca dilin der “Allah”
Eyyüp sabrı varmış sende, maşallah
Merak etme, yetişiriz inşallah
Yola çıkan ambulansın hızlanmış

Sancıyla geçiyor gecen gündüzün
Evinde keder var köyünde hüzün
Baksana sararmış o güzel yüzün
Gören der ki ilkbaharın güzlenmiş

Bir Cuma gününde yüzünü gördük
Çok şükür rabbime murada erdik
Eşine dostuna müjdeyi verdik
Dedik: “bütün sancıları azlanmış”

Bir haftadır yemek bile yemedin
Hararet çok, ama su istemedin
“Çok şükür”den başka bir şey demedin
Çünkü kader, ta ezelden sözlenmiş

Hastaneden çıktın evine geldin
Eşini dostunu güldürdün, güldün
Mihnetten kurtulup rahatı buldun
Yatağın serilmiş, yorgan yüzlenmiş

İyileştin diye işe sarılma
Otur, dinlen, çalışıp ta yorulma
Böyle söylüyoruz diye darılma
İşin değil, hoşsohbetin özlenmiş

Oğlun yazar bunu can-ı gönülden
Ses verir, içinde titreyen telden
Akar dama damla, farkı yok selden
Gözyaşları satırlara gizlenmiş


Vehbi CANSIZ
Mayıs 2007

 

webmaster@siranlilar.com
Yöresel Websiteler

Gümüşhane Valiliği

Gümüşhaneli.Net
Gümüşhaneliyiz Biz

Genç Gümüşhaneliler
Şiran Web Portal

Köse İlçesi Websitesi

Kürtün İlçesi Websitesi

Şiran.Net Websitesi

Torul İlçesi Websitesi

Yöresel Bilgiler

Yöresel Atasözleri

Yöresel İyi Dualar
Yöresel Beddualar

Yöresel Özlü Sözler
Yöresel Yeminlerimiz

Yöresel Halk Edebiyatı

Yöresel Halk Oyunları

Çocuk Doğumu Geleneği
Eski Zaman Aile Hekimliği
Yöresel İnanışlar

Yöresel Sözcükler

Yöresel Yemeklerimiz

Haberler

G.hane Valilik  Haberleri
Gümüşhane Spor Haberleri
Gümüşhane Haberleri
Şiran Özel Haberleri