ANA SAYFA SOHBET KANALI ZİYARETÇİ DEFTERİ YEREL SİTELER ŞİRAN E-KART İLETİŞİM
Şiran İlçemiz

Site Tanıtımı

Şiran Tarihi
Coğrafi Yapı

İlçe Köylerimiz

İlçemizden Manzaralar

Şiran'da Turizm

Şiran'da Eğitim

Şiran'da Ulaşım

Sosyo-Kültürel Hayat

Şiran'da Günlük Hayat

Yöresel Türküler

Sizden Gelenler

Gerekli Telefonlar
İnteraktifler

Sohbet Kanalı

Ziyaretçi Defteri
Siteye Resim Gönderin

Webmastere Mesaj

Site İçi Üyelik Sistemi

Yöresel Download

İlanlar ve Duyurular

Reklamlar / Tanıtım

Yerel Site Tanıtımları

Kendinizi Sitemizden Tanıtın

Şiranlı İşyeri Adresleri
Sponsorlarımız

Haberler

G.hane Valilik  Haberleri

Gümüşhane Spor Haberleri

Gümüşhane Haberleri
Şiran Özel Haberleri


İNANIŞLAR

YAŞANILAN İNANIŞLAR

Giden kişi geriye dönsün diye arkasından su dökülür.

Salı günü işe başlanmaz çünkü iş bitmez sallanır.

Kuşburnu meyvesi çok olursa o yıl kış uzun sürer.

Ölü yılan yakılırsa yağmurun yağar.

Saçını kesip yere atarsan başka birisi de saçını çiğnerse başın ağrır.

Gece tırnak kesilmez, kesilirse ömür kısalır.

Gece aynaya bakılmaz, bakılırsa uğursuzluk getirir.

Sağ elin içi kaşınırsa para gelir. Sol elin içi kaşınırsa para gider.

Bir çocuk elleri açık doğarsa rızkı açık olur. Kapalı doğarsa cimri olurmuş

İki bayan arasından geçmek uğursuzluktur.

Kapı eşiğine oturmak uğursuzluktur. Oturursan rızkın kesilirmiş.

Yerde yatan çocuk üzerinden geçilmez, geçilirse boyu kısa kalırmış.

Yemek yerken kaşığın elden düşmesi başka birisinin aç olduğunu belirtir.

Yolda görülen canlı yılan insana uğur getirirmiş.

Cenazeye gidilirken yeni doğmuş çocuk havaya kaldırılır yoksa çocuk basık olurmuş.

Hıdrellezde iş yapılmaz, yapılırsa uğursuzluk olurmuş.

Gece dışarı sıcak su dökülürse yada tuvalet yapılırsa periler yanarmış.

Gece sakız çiğnenmez, çiğnenirse ölü eti çiğnermişsin.

İnsanın üstünde dikiş yapılmaz, dikilirse kısmeti bağlanırmış.

İki bayram arasında düğün yapılmaz yapılırsa gelin ölürmüş.

Kulağın çınlaması hakkında bir yerde konuşulmasına delaletmiş.

Yeni yılın (Eski Hesap) ilk gününde gezmeye gidilmezmiş uğursuzluk getirirmiş.

Alaca karganın ötmesi müjdeli bir haber geleceğine işaret edermiş.

Arefe günü banyo yapılırsa insanın boyu uzarmış.

Ekmeğin yanık yerleri yenilirse hiç bir şeyden korkulmazmış.

Köpek uzun uzun havlarsa yakında birisi ölecek demekmiş.

Yere düşen bardağın kırılması iyi habere kırılmaması kötü habere delalettir.

Kadın hamile iken tavşan görürse çocuğunun dudağı yırtık olurmuş.

Baykuş ötmesi kötü bir felakete delaletmiş.

Bir kadınını kocasına sözü geçmesi için kocasına eşek dili yedirmesi gerekirmiş.

Sizlere şunu söylemek istiyorum ki burada söylemiş olduğum bir çok şeyin inancını çoktandır biliyorum, bazılarını ise yapmamaya çalışırdım. Fakat benim şimdiki görüşüm bu inanışlarımızın bir çoğunun mantıklı olmaması. Siz nasıl inanırsanız inanın bilmem ama böyle inanışlara fazla inanmayın. Bir yılbaşı günü birisine (farkında olmayarak) gitmiştim. Neden geldin gibisinden sordular. Anlayamadın niçin böyle bir soru sordular. Oysaki yılbaşıymış. Uğursuzluk olabileceğini söylediler. Bende kırgın bir şekilde evden ayrıldım. Böyle inanış mı olur? Ama ben hiç bir uğursuzluk görmedim. Buna benzer olarak akşam tırnak kesmeme, üzerimde elbise dikilmesine annem izin vermiyordu. Fakat bunların yanlış olduğunu bilseniz dahi  inananları inançlarından kırıcı olmadan vazgeçirmeye çalışın.

MUSKA İNANCI

Muska inancı da ilçemizde yaygın bir inanıştır. Günümüzde hala muska yazan kişiler bulunmaktadır. Muskayla her şeyin çözümünün olduğuna inanırlar. Bu nedenle elimde bulunan kaynaklardan sizlere bir şeyler aktarmak istiyorum.

Bundan 40 - 50 yıl önce Ozanca Köyü'nde Emin Çavuş diye biri çok muska yazarmış. Öyle muska yazarmış ki duvarda asılı duran namazlığı hareket ettirirmiş. Ününü ilçenin dışına kadar taşarmış. Günün birinde bir kadın yayıktan yağ az çıkıyor diye bir çift çorap alır birazda yağla birlikte Emin Çavuş'un yanına gelir. Hocam benim yayıktan yağ az yağ çıkıyor şu yağ ile çorapları alda bana bir muska yaz. Tabi yazayım der Emin Çavuş. Alır kalemi eline başlar eski yazı ile yazmaya.

Tombul gelin tosbağa
Muska neylesin yağa
Yoğurdu az koyup tuluğa
Çok yağ isteyenin k.... a...

Aldım çorapları kaldı yanıma
Yedim yağı deydi canıma
Az yoğurt koyup yağ isteyenin
Karının k.... a...

Yine bir gün Çakırkaya Köyü'nden Reşo diye biri bir keçi getirir. Emin Çavuştan hasta yatan karısına bir muska yazmasını ister. Emin Çavuş bir muska yazar ki tam yazar ;

Bir muska yazdım Reşo'nun itine
Nail oldum kara keçinin etine
Kim bunu ona vermez ise...
S...... anasının g.....

Bu muskalar yazılanların boynunda yıllarca saklandı ve şifa kaynağı olarak kullanıldı :) Sitemize bu argo kelimelerden dolayı eleştiriler gelmektedir. Fakat bunları yazmamın temel sebebi bu tür inanışlardan uzak durulmasını belirtmek içindir. Yine de ziyaretçilerimizden özür dileriz.

RAMAZANLARIMIZ VE BAYRAMLARIMIZ

Ramazan ayının bizler için yeri başkadır deriz ya gerçektende öyle. Fakat eskiler derki nerede o eski ramazanlar. Ama gerçektende onlara hak veriyorum. Belki yaşımın genç olmasına rağmen ben dahi eski ramazanlar demeye başladım. Ramazan ayına gireceğimiz zaman insanı bir sevinç kaplar. İnsanda farklı duygular oluşurdu.

Eski Ramazanlar: Ramazan boyunca köylerde ramazan davulcusu tutulup halkı sahura kaldırırdı. Fakat davulcu davul yerine teneke çalardı. Her gittiği kapıda hane sahibine birbirinden güzel maniler söyleyerek bahşişini alırdı. Akşam ezanı okunmadan önce ise herkes evine bir misafir bulmaya çalışır iftarlarını hoş ve neşeli bir şekilde geçirirdi. Komşular ramazan ayı içerisinde birbirlerine davet edilip maddi durumu iyi olmayan ailelere gıda ve para yardımında bulunurdu. İftardan sonra teravih namazı için abdest hazırlıkları yapılır eskinin lüks lambaları yakılarak mahalle aralarında gecenin o güzel sessizliğinde camiye doğru guruplar şeklinde gidilirdi (ya günümüzde?). Camiler dolup taşardı. Ramazan ayının son günüde bitince çocuklarda yeni bir sevinç olur bayram günü babalarını sabırsızlıklar içinde beklemeye başlarlardı. Bazıları da sabahın erken saatinde kalkıp babalarıyla birlikte namazdan gelirdi. Daha sonra büyüklerinin elini öper ve şeker toplamaya çıkarlardı. El öpmek belki sıkıcıydı ama bayram gününde öpülen eller hiç bitmiyordu fakat çocuklar böyle ufak şeylere takılmıyor bayramın kaynaşmanın o güzel sevincini yaşıyorlardı. Çocuklar hangimiz daha fazla şeker toplayacak yarışlarına girerlerdi. Belki çoktandır göremediğiniz ve görüşemediğiniz yakınlarınızla buluşur hasret giderirdiniz. Hasta ziyaretleri yapılır hastaların gönülleri alınırdı, dargınlar barıştırılırdı.
Yemek vakti yaklaşınca büyük bir köyde, mahallelerde büyük bir evde yemek yenirdi. Maksat ise mahallede birbirine küskün ve kırgın olan kimselerin birbirleriyle barıştırılmasıydı. İkinci gün ise köyler arası bayramlaşmalar başlar köyler arasındaki yollar insanlarla dolardı. Herkes diğer köylerdeki akraba dost hısım ve büyüklerini ziyaret ederdi.
Günümüzde ise daha sade bir kutlama olmaktadır. Belki ufak tefek suçlarımızı ve de kusurlarımız var fakat insanlar artık toplumlaşmaktan çıkmış kişiselleşmiştir. Belki bu zaman yetersizliğinden belki de imkansızlıklardan olmaktadır. Fakat yinede İlçemiz bayramlarda gurbetçilerle dolup taşmakta olup bir çok şehirden daha güzel bir şekilde bayramlar kutlanmaktadır.

webmaster@siranlilar.com
Yöresel Websiteler

Gümüşhane Valiliği

Gümüşhaneli.Net
Gümüşhaneliyiz Biz

Genç Gümüşhaneliler
Kelkit İlçesi Websitesi

Köse İlçesi Websitesi

Kürtün İlçesi Websitesi

Şiran.Net Websitesi

Torul İlçesi Websitesi

Yöresel Bilgiler

Yöresel Atasözleri

Yöresel İyi Dualar
Yöresel Beddualar

Yöresel Özlü Sözler
Yöresel Yeminlerimiz

Yöresel Halk Edebiyatı

Yöresel Halk Oyunları

Çocuk Doğumu Geleneği
Eski Zaman Aile Hekimliği
Yöresel İnanışlar

Yöresel Sözcükler

Yöresel Yemeklerimiz

Haberler

G.hane Valilik  Haberleri
Gümüşhane Spor Haberleri
Gümüşhane Haberleri
Şiran Özel Haberleri