|
Giden kişi geriye dönsün diye arkasından su dökülür.
Salı günü işe başlanmaz çünkü iş bitmez sallanır.
Kuşburnu meyvesi çok olursa o yıl kış uzun sürer.
Ölü yılan yakılırsa yağmurun yağar.
Saçını kesip yere atarsan başka birisi de saçını
çiğnerse başın ağrır.
Gece tırnak kesilmez, kesilirse ömür kısalır.
Gece aynaya bakılmaz, bakılırsa uğursuzluk getirir.
Sağ elin içi kaşınırsa para gelir. Sol elin içi
kaşınırsa para gider.
Bir çocuk elleri açık doğarsa rızkı açık olur. Kapalı
doğarsa cimri olurmuş
İki bayan arasından geçmek uğursuzluktur.
Kapı eşiğine oturmak uğursuzluktur. Oturursan rızkın
kesilirmiş.
Yerde yatan çocuk üzerinden geçilmez, geçilirse boyu
kısa kalırmış.
Yemek yerken kaşığın elden düşmesi başka birisinin aç
olduğunu belirtir.
Yolda görülen canlı yılan insana uğur getirirmiş.
Cenazeye gidilirken yeni doğmuş çocuk havaya kaldırılır
yoksa çocuk basık olurmuş.
Hıdrellezde iş yapılmaz, yapılırsa uğursuzluk olurmuş.
Gece dışarı sıcak su dökülürse yada tuvalet yapılırsa
periler yanarmış.
Gece sakız çiğnenmez, çiğnenirse ölü eti çiğnermişsin.
İnsanın üstünde dikiş yapılmaz, dikilirse kısmeti
bağlanırmış.
İki bayram arasında düğün yapılmaz yapılırsa gelin
ölürmüş.
Kulağın çınlaması hakkında bir yerde konuşulmasına
delaletmiş.
Yeni yılın (Eski Hesap) ilk gününde gezmeye gidilmezmiş
uğursuzluk getirirmiş.
Alaca karganın ötmesi müjdeli bir haber geleceğine
işaret edermiş.
Arefe günü banyo yapılırsa insanın boyu uzarmış.
Ekmeğin yanık yerleri yenilirse hiç bir şeyden
korkulmazmış.
Köpek uzun uzun havlarsa yakında birisi ölecek
demekmiş.
Yere düşen bardağın kırılması iyi habere kırılmaması
kötü habere delalettir.
Kadın hamile iken tavşan görürse çocuğunun dudağı
yırtık olurmuş.
Baykuş ötmesi kötü bir felakete delaletmiş.
Bir kadınını kocasına sözü geçmesi için kocasına eşek
dili yedirmesi gerekirmiş.
Sizlere şunu söylemek
istiyorum ki burada söylemiş olduğum bir çok şeyin inancını çoktandır biliyorum,
bazılarını ise yapmamaya çalışırdım. Fakat benim şimdiki görüşüm bu
inanışlarımızın bir çoğunun mantıklı olmaması. Siz nasıl inanırsanız
inanın bilmem ama böyle inanışlara fazla inanmayın. Bir yılbaşı günü birisine
(farkında olmayarak) gitmiştim. Neden geldin gibisinden sordular. Anlayamadın niçin böyle bir
soru sordular. Oysaki yılbaşıymış. Uğursuzluk olabileceğini söylediler. Bende
kırgın bir şekilde evden ayrıldım. Böyle inanış mı olur? Ama ben hiç bir
uğursuzluk görmedim. Buna benzer olarak akşam tırnak kesmeme, üzerimde elbise
dikilmesine annem izin vermiyordu. Fakat bunların yanlış olduğunu bilseniz dahi
inananları inançlarından kırıcı olmadan vazgeçirmeye çalışın.
Muska inancı da ilçemizde yaygın bir
inanıştır. Günümüzde hala muska yazan kişiler bulunmaktadır. Muskayla her şeyin
çözümünün olduğuna inanırlar. Bu nedenle elimde bulunan kaynaklardan sizlere bir
şeyler aktarmak istiyorum.
Bundan 40 - 50 yıl önce Ozanca Köyü'nde
Emin Çavuş diye biri çok muska yazarmış. Öyle muska yazarmış ki duvarda asılı
duran namazlığı hareket ettirirmiş. Ününü ilçenin dışına kadar taşarmış. Günün
birinde bir kadın yayıktan yağ az çıkıyor diye bir çift çorap alır birazda yağla
birlikte Emin Çavuş'un yanına gelir. Hocam benim yayıktan yağ az yağ çıkıyor şu
yağ ile çorapları alda bana bir muska yaz. Tabi yazayım der Emin Çavuş. Alır
kalemi eline başlar eski yazı ile yazmaya.
|
Tombul gelin tosbağa
Muska neylesin yağa
Yoğurdu az koyup tuluğa
Çok yağ isteyenin k.... a...
Aldım çorapları kaldı yanıma
Yedim yağı deydi canıma
Az yoğurt koyup yağ isteyenin
Karının k.... a... |
Yine bir gün Çakırkaya Köyü'nden Reşo
diye biri bir keçi getirir. Emin Çavuştan hasta yatan karısına bir muska
yazmasını ister. Emin Çavuş bir muska yazar ki tam yazar ;
Bir muska yazdım Reşo'nun
itine
Nail oldum kara keçinin etine
Kim bunu ona vermez ise...
S...... anasının g..... |
Bu muskalar yazılanların
boynunda yıllarca saklandı ve şifa kaynağı olarak kullanıldı :) Sitemize bu argo
kelimelerden dolayı eleştiriler gelmektedir. Fakat bunları yazmamın temel sebebi
bu tür inanışlardan uzak durulmasını belirtmek içindir. Yine de
ziyaretçilerimizden özür dileriz.
RAMAZANLARIMIZ VE BAYRAMLARIMIZ
Ramazan ayının bizler için yeri
başkadır deriz ya gerçektende öyle. Fakat eskiler derki nerede o eski
ramazanlar. Ama gerçektende onlara hak veriyorum. Belki yaşımın genç olmasına
rağmen ben dahi eski ramazanlar demeye başladım. Ramazan ayına gireceğimiz zaman
insanı bir sevinç kaplar. İnsanda farklı duygular oluşurdu.
Eski Ramazanlar: Ramazan boyunca
köylerde ramazan davulcusu tutulup halkı sahura kaldırırdı. Fakat davulcu davul
yerine teneke çalardı. Her gittiği kapıda hane sahibine birbirinden güzel
maniler söyleyerek bahşişini alırdı. Akşam ezanı okunmadan önce ise herkes evine
bir misafir bulmaya çalışır iftarlarını hoş ve neşeli bir şekilde geçirirdi.
Komşular ramazan ayı içerisinde birbirlerine davet edilip maddi durumu iyi
olmayan ailelere gıda ve para yardımında bulunurdu. İftardan sonra teravih
namazı için abdest hazırlıkları yapılır eskinin lüks lambaları yakılarak mahalle
aralarında gecenin o güzel sessizliğinde camiye doğru guruplar şeklinde gidilirdi
(ya günümüzde?). Camiler dolup taşardı. Ramazan ayının son günüde bitince
çocuklarda yeni bir sevinç olur bayram günü babalarını sabırsızlıklar içinde
beklemeye başlarlardı. Bazıları da sabahın erken saatinde kalkıp babalarıyla
birlikte namazdan gelirdi. Daha sonra büyüklerinin elini öper ve şeker toplamaya
çıkarlardı. El öpmek belki sıkıcıydı ama bayram gününde öpülen eller hiç
bitmiyordu fakat çocuklar böyle ufak şeylere takılmıyor bayramın kaynaşmanın o
güzel sevincini yaşıyorlardı. Çocuklar hangimiz daha fazla şeker toplayacak
yarışlarına girerlerdi. Belki çoktandır göremediğiniz ve görüşemediğiniz
yakınlarınızla buluşur hasret giderirdiniz. Hasta ziyaretleri yapılır hastaların
gönülleri alınırdı, dargınlar barıştırılırdı.
Yemek vakti yaklaşınca büyük bir köyde, mahallelerde büyük bir evde yemek
yenirdi. Maksat ise mahallede birbirine küskün ve kırgın olan kimselerin
birbirleriyle barıştırılmasıydı. İkinci gün ise köyler arası bayramlaşmalar
başlar köyler arasındaki yollar insanlarla dolardı. Herkes diğer köylerdeki
akraba dost hısım ve büyüklerini ziyaret ederdi.
Günümüzde ise daha sade bir kutlama olmaktadır. Belki ufak tefek suçlarımızı ve
de kusurlarımız var fakat insanlar artık toplumlaşmaktan çıkmış
kişiselleşmiştir. Belki bu zaman yetersizliğinden belki de imkansızlıklardan
olmaktadır. Fakat yinede İlçemiz bayramlarda gurbetçilerle dolup taşmakta olup
bir çok şehirden daha güzel bir şekilde bayramlar kutlanmaktadır.
|